Prostat Neden Büyür?

Prostatta büyüme 30. yaştan sonra başlar. Dünyanın farklı bölge ve farklı topluluklarında yapılan çalışmalar, büyüme miktarı değişmekle birlikte, yaşla artan prostat büyümesini göstermektedir. Büyümenin erkeklik hormonu varlığında gerçekleşir ve programı normal hücre yenilenmesinin aksaması prostat hücre sayısında artışa yol açar.

50 yaş üzerindeki erkeklerde alt idrar yolu yakınmalarında prostat (büyümesi) tek sebep midir?

Hayır. Ancak “en sık sebep hangisidir?” diye sorarsanız o zaman cevabım evet olacaktır. Bu arada her büyümenin de yakınmalara yol açmadığını vurgulamak isterim. Prostat büyümesi tıbbi deyişiyle prostat hiperplazisi, mesane çıkışında tıkanıklık oluşturarak alt idrar yolu yakınmalarına yol açar. Ancak gece yapılan idrar miktarında artış, mesanenin idrar depolama sorunları, nörolojik hastalıklara bağlı alt üriner sistem bozuklukları, idrar yolu enfeksiyonları gibi daha az görülen bir çok sebep sayabiliriz. Zaten bu hastalarda teşhis, bahsedilen hastalıkların ayırıcı tanısı ile sağlanmaktadır.

Prostat büyümesi ne demektir?

Prostat ameliyatı ne zaman gereklidir?

Düzenli prostat muayenesi

Prostat büyümesi ameliyatları nelerdir?

Kanser saptanmayan prostat büyümesinin teşhisi için hangi tetkikler gerekiyor?

Alt idrar yolu yakınmaları bulunan 50 yaş üzeri erkek hastalarda yapılması gerekenleri başlangıç değerlendirmesi ve gerekli görüldüğünde ve bazı özel koşullarda istenenler olarak 2’ye ayırmak mümkündür. Başlangıç değerlendirmesinde ilk olarak ayrıntılı öykü alınması, yakınmaların skorlama ve hayat kalitesine etkileri ile değerlendirilmesi ve fizik muayene yapılır. Ardından tam idrar değerlendirmesi, kanda PSA (Prostat spesifik antijen) ve kreatinin ölçümü, idrar akım hızı ve işeme sonrası geride kalan idrar miktarının belirlenmesi yapılmalı ve son olarak işeme günlüğü istenmelidir.

Yakınmaların skorlama ve özellikle de hayat kalitesine etkileri ile değerlendirilmesi tedavi planlamasında en çok dikkat ettiğimiz noktalar arasındadır. Fizik muayenede prostatın değerlendirilmesi ise kanser olasılığını dışlamak için mutlak gereklidir. Özellikle de aile yakınlarında prostat kanseri hikayesi olanlar düzenli olarak bu muayeneyi yaptırmalıdır.

Tam idrar tetkiki ise, idrar yolu enfeksiyonları ve idrarda kanama olup olmadığının tespiti için önemlidir. Bu durumlar ileri tetkikler gerektirebilir.

PSA, prostat kanserini dışlamak için prostat muayenesi ile birlikte değerlendirilir. PSA ne kadar yüksekse kanser olasılığı o derece artar, bu nedenle yüksek PSA değeri olanlarda prostat kanserini dışlamak için gerekenlerin tümü yapılmalıdır. Bu arada PSA yüksekliğine yol açabilecek prostat kanseri dışında başka nedenler de olduğu da unutulmamalıdır. Prostat enfeksiyonu, yakın zamanda yapılmış prostat biyopsisi gibi girişimler ve ileri derece büyümüş iyi huylu prostat dokusunun varlığı gibi durumlar PSA yüksekliğinin nedeni olabilir.
Kreatinin değerinin tespiti böbrek fonksiyonlarını kabaca değerlendirmek için gereklidir.

İşeme günlüğü ise hastanın belli bir süre boyunca (örneğin 1 gün veya daha uzun) idrar sıklığını, her seferde çıkan idrar miktarını gece ve gündüz kaydetmesidir. Ayrıca hastanın tükettiği sıvıları da cins ve miktar olarak kaydetmesi istenir. Alt idrar yolları yakınmalarının daha iyi değerlendirilmesi ve sebebine yönelik önemli ipuçları vermesi açısından çok değerli bir tetkiktir. Ucuz, kolay uygulanabilir ve hastaya istenmeyen hiçbir etkisinin bulunmaması da önemli avantajlarıdır. Ayrıca hastayı motive ederek alt idrar yolları işlevi açısından farkındalığı artırması açısından da çok önemlidir. Ancak hastanın aktif katılımını gerektirir.

Bu tetkik isminden de anlaşıldığı üzere, idrar akım hızının bir cihaz aracılığıyla ölçülmesidir. Bunun için hastanın ilgili cihaza bağlantısı olan bir kaba işemesi yeterlidir. Basit ve kolay uygulanabilir bir testtir. İdeal olarak farklı zamanlarda 2 kez yapılmalı ve işeme miktarı 150 mililitre üstünde olması tercih edilir. Bu tetkikle saptanan tepe idrar akım hızının normal değeri erkekler için 20 ml/sn ve üstü olarak kabul edilir. Elli yaş aralığındaki erkek hastalar için, tepe idrar akım hızının 10 ml/sn altında olması, büyük olasılıkla prostat büyümesine bağlı mesane çıkım tıkanıklığını düşündürür.
Ultrason gerekli görüldüğünde veya bazı özel koşullarda istenen tetkikler arasındadır. İki şekilde yapılabilir. Birincisi karından yapılan ve çoğunlukla böbrekler ile mesaneyi değerlendirmeyi amaçlayan suprapubik ultrasondur. İdrarda kanama, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, böbrek yetmezliği bulguları, geçmişinde idrar yollarında taş hastalığı, tümörü veya idrar yolları cerrahisi öyküsü bulunanlara mutlaka yapılmalıdır. İkincisi ise makattan yapılan ve transrektal ultrason olarak adlandırılan bir yöntemdir. Prostat biyopsisi veya prostat hacim ölçümünün gerekli olduğu durumlar haricinde iyi huylu prostat büyümesi düşünülen hastalarda kullanılmaz.
Ürodinami, işemenin depolama ve boşaltım dönemlerini çoğunluğu laboratuvar koşullarında yapılan tetkiklerin tümüne verilen addır. İşeme günlüğü, idrar akış hızı tayini ve işeme sonrası kalan idrarın belirlenmesi de basit ürodinamik tetkikler arasındadır. Ancak bazen basınç akım testi dediğimiz idrar yaparken mesane basıncının ölçülmesini sağlayan teste gereksinim olabilir. Ayırıcı tanıda yer alan mesane işlev bozukluğu düşünülenlerde, özellikle de cerrahi tedavi planlanıyorsa bu test mutlaka yapılmalıdır. Bunlara örnek olarak da yaşın 50’nin altında veya 80’in üstünde olması, işeme sonrası geride kalan idrar miktarının 200 ml’den fazla olması, idrar akım testinde tepe idrar akım hızının 15ml/sn üstünde olması, nörolojik hastalıklara bağlı idrar yakınmalarının olması, geçmişinde bu bölge ile ilgili cerrahi öyküsü olması gibi durumlar gösterilebilir.
Sistoskopi mesanenin endoskopik olarak değerlendirilmesidir. Mesaneye girerken idrar çıkış borusu ve prostat büyümesinin idrar yoluna yaptığı basıyı da görmek mümkündür. Ancak bu tetkik tedavi kararı verirken çok nadiren gerekli olur.
Tedavi alternatifleri takipli bekleme, ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi olarak sınıflandırılabilir. Hafif-orta düzey yakınması olan ve hayat kalitesi çok fazla etkilenmemiş hastalara takipli bekleme önerilebilir. Bu hastalarda hastalık hakkında bilgilendirme yapılmalı, yakınmaları azaltacak hayat tarzı değişikliği önerileri verilmeli ve düzenli takip sağlanmalıdır. Hayat tarzı değişikliğinde, işeme günlüğünden elde edilen verilerle belirlenen sıvı tüketimi ile ilgili tavsiyeler oldukça önemlidir. Ayrıca kabızlık varsa tedavi edilmeli ve bölgenin kanlanmasını artıracak bazı durumlardan kaçınması için hastalar uyarılmalıdır. Bu arada hastaya düzenli aralıklarla (örneğin 6-12 ay) takip yapılmasının önemi anlatılmalıdır.
İlaç tedavisi orta ileri düzey yakınması olan ve hayat kalitesi etkilenen, ancak cerrahi tedavi gereksinimi bulunmayan hastalara önerilmelidir. Bu hastalar için alfa blokerler, 5 alfa reduktaz inhibitörleri ve fitoterapi ajanları dediğimiz bitkisel kökenli ilaçlar kullanılabilir. Ancak son dönemlerde beraberinde sertleşme problemleri bulunan hastalar ve yakınmaları mesane nedenli olanlar için alternatif ilaç tedavileri veya kombine yani birden fazla ilacın verileceği tedaviler geliştirilmiştir.
Bu iki durum genellikle birlikte seyretmektedir. Bir başka deyişle prostat büyümesine bağlı idrar yakınmaları olanlarda sertleşme bozukluğu da sık görülmektedir. Bu sıklığın yüksek olması, altta yatan sebebin de ortak olmasındandır. Bu nedenle son dönemde her iki hastalığı bir arada tedavi eden ilaçlar geliştirilmiştir. Dolayısı ile bu hastalarda böyle tedavilerin kullanılması en akılcı çözümdür.
Hayat boyu sürebilir. Ancak kullanılan ilacın tipine göre 1-6 ay sonra bir fayda sağlanamamışsa tedaviye yeni ilaçlar eklenebilir veya başka bir tedavi önerilebilir. Takiplerde hastanı yakınaları ve hayat kalitesi değerlendirilmeli ve başlangıç tetkiklerinin bir kısmı tekrarlanmalıdır.
Aslında tedavi planlaması yaparken öncelikle hastanın cerrahi tedavi gereksimi olup olmadığı belirlenmelidir. Mutlak cerraki tedavi endikasyonları tekrarlayan idrar yapamama durumu, prostat büyümesine bağlı tekrarlayan idrar yolu enfeksiyon veya idrarda kanama, prostat büyümesine bağlı tıkanıklık nedeniyle gelişen böbrek yetmezliği, prostat büyümesi ile birlikte mesane taşları veya büyük mesane divertikülü (mesane duvarında fıtığa benzer çıkıntılar oluşması) bulunmasıdır. Ayrıca rahatsızlık derecesi yüksek yakınması olan veya ilaç tedavisine yanıtsızlık durumlarında da hastayla tartışılarak cerrahi tedavi uygulanabilir.
Cerrahi tedavileri geleneksel ve minimal invazif tedaviler olarak gruplandırmak mümkündür. Geleneksel tedaviler, artık çok sınırlı sayıda hastada uygulanan açık prostatektomi ve en sık uygulanan endoskopik (kapalı) prostat ameliyatlarıdır. Kapalı prostat ameliyatları TURP veya TUİP olarak adlandırılan girişimlerdir. Monopolar veya bipolar enerji kaynakları kullanılarak gerçekleştirilebilirler. Minimal invazif olanlar ise başta lazer olmak üzere farklı ve yeni enerji kaynakları kullanılarak başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.