İktidarsızlık Nedir?

Sertleşme sorunu bir erkeğin sürekli veya tekrarlayan biçimde, cinsel ilişki için yeterli sertliği sağlayamama veya sertliği sürdürememe durumudur.

İktidarsızlık sık görülen bir durum mudur?

Bilimsel veriler erkeklerin yarısının hayatlarının herhangi bir döneminde en az bir kez hafif ya da şiddetli iktidarsızlık yaşadığını göstermektedir.

Yapılan çalışmalarda yaş ilerledikçe iktidarsızlığın sıklığının arttığını görmekteyiz.

Ortalama olarak 40’lı yaşlarda %40, 50’li yaşlarda %50, 60’lı yaşlarda %60 iktidarsızlık görülmektedir. Iktidarsızlık bu kadar sık görülmesine karşın hepsi aynı şiddette değildir. Hafif, orta veya şiddetli olabilir. Örneğin Türkiye’de yapılan tarama çalışmasında 40-70 yaş arası iktidarsızlık %69 oranında olmasına rağmen şiddetli iktidarsızlık olan % 9-10’luk kısmıdır.

İktidarsızlık nelerden kaynaklanmaktadır?

1980’li yıllara kadar iktidarsızlığın çoğunlukla psikolojik (ruhsal) kaynaklı olduğu düşünülürken günümüzde organik (fiziksel) sebeplerin daha fazla olduğu görülmüştür. Yani, sertleşmenin olabilmesi için gerekli hormon, sinir, damar ve adale sisteminde meydana gelecek bozukluklar iktidarsızlığa yol açabilmektedir. Sorunun kaynağı sadece fiziksel olabileceği gibi, hem fiziksel hem de psikolojik olabilmektedir.

Fiziksel nedenler nelerdir?

Normal sertleşme için gerekli olan hormonlar, sinir sistemi, penisteki damar ve iç adale yapısı gibi sistem ve yapıların birinde ya da birkaçında bozukluk olduğunda iktidarsızlık ortaya çıkar. En sık kalp-damar sistemi hastalıkları, diyabet (şeker hastalığı), yüksek tansiyon, depresyon hastalarında iktidarsızlık görülmektedir. Kişide iktidarsızlığa bağlı olarak başka sorunlar da ortaya çıkabilmektedir. Örneğin; sinirsel gerginlik, öz güven kaybı, hayat kalitesinde azalma, insan ilişkilerinde olumsuz etki gibi.

İktidarsızlık Hakkında Merak Ettikleriniz

İktidarsızlık bir başka hastalığın ilk belirtisi olabilmektedir. İktidarsızlığın nedenini aramak, altta yatan ve hasta tarafından bilinmeyen başka hastalıkların tanısını sağlayabilir. Bunlar, yüksek kan yağları ve koroner damar hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet ve depresyondur.

Yüksek tansiyonu olanların %68’inde iktidarsızlık olabilmektedir. İktidarsızlık olanların ise % 60’ında yüksek kan yağları, % 40’ında koroner damar tıkanıklığı, % 20’sinde diyabet ve % 11’inde depresyon görülmektedir.

Öncelikle yaşlanma ile cinsel fonksiyonlarımız azalmaktadır, ancak iktidarsızlık yaşlanmanın bir sonucu değildir. Yaşlanmanın yarattığı psikolojik durum olumsuzluk yaratabilir. Esas olarak kronik hastalıklardan olan yüksek tansiyon, diyabet, kalp damar hastalıkları ve depresyon risk faktörleridir. Sağlıksız yaşam koşulları, sigara kullanımı, stres ve alkol bağımlılığı diğer risk faktörlerindendir. Kullanılan bazı ilaçlar da iktidarsızlık yaratabilir. Bunlardan bazıları, tansiyon düşürücüler (beta-blokerler, tiazid diüretikler) ve antidepresanlardır (SSRI).
Özellikle erkeklik hormonu olan testosteron cinsel isteğimizle ilişkilidir. Testosteronun penis içyapısı üzerine de etkisi vardır. Testosteron düzeyindeki düşüklük hem isteğimizi, hem de penis içyapısını olumsuz etkileyerek iktidarsızlığa yol açabilir. Diğer hormonal bozukluklar, örneğin; diyabet, tiroid bezi hastalıkları, böbrek üstü bezi hastalıkları veya hipofiz bezi hastalıklarında da hormonal değişiklikler oluşarak sertleşme bozukluğu olabilir.
Diyabeti olan erkek hastaların yarısında zaman içerisinde iktidarsızlık gelişmektedir. Tip 1 diyabeti olan insülin bağımlısı genç hastalarda bu problem daha erken ortaya çıkabilmektedir. Tip 2 diyabeti olan insüline bağımlı olmayan ve daha geç yaşlarda ortaya çıkan diyabette iktidarsızlık daha yavaş gelişmektedir.

Diyabetik erkeklerde birkaç nedenle iktidarsızlık ortaya çıkmaktadır. Öncelikle diyabet küçük kan damarlarına zarar vererek penise kan akımı azalmaktadır. İkinci olarak çevre sinirlerde bozukluk oluşmakta ve penise sertleşme için gerekli uyarı iletilememektedir.

Kolesterol ve trigliserit gibi kan yağlarındaki yükseklik kalp-damar hastalığı yaratarak ve penise giden kan akımında azalmaya yol açarak sertleşme bozukluğuna yol açmaktadır. Özellikle kötü huylu denilen düşük yoğunluklu kolesterolün yüksek oluşu sertleşmeyi olumsuz etkilemektedir.
Penise gelen sinirlerde hasara yol açabilecek hastalıklar (ör: multipl skleroz) veya kaza ya da hastalık sonucu oluşan omurilik sinir hasarları sayılabilir. Radikal prostatektomi, kolon, rektum ameliyatları gibi karın içerisini ilgilendiren bazı ameliyatlar sonrasında sertleşmeyi sağlayan sinirler etkilenerek sertleşme bozulabilir.

Peyronie gibi penisin sertleşme sırasında genişleyebilen esnek dokusunda (tunika albuginea) nedbe oluşturarak esneme yeteneğini yitirdiği hastalığında sertleşme bozulabilir. Bu hastalıkta penis sertleşse bile eğrilebilmekte ve ilişkiyi engelleyebilmektedir.

Diğer bir başka neden ilaç kullanımıdır. Bazı ilaçlar iktidarsızlık yaratabilir. Bunlar arasında psikiyatri ilaçlarından antidepresanlar, antipsikotik ilaçlar, beta bloker veya diüretik etkili tansiyon düşürücüler, mide koruyuculardan bazıları sayılabilir.

Yine bir başka sebep priapizm sonrası sertleşme bozukluğunun gelişmesidir. Priapizm cinsel uyarı olmaksızın istek dışı uzun süreli sertleşmenin olmasıdır. Bu durumda penis içinde kan uzun süre hapsolduğu için oksijen azalır ve doku kalıcı biçimde zarar görebilir.

Tanı için en önemli nokta tıbbi ve cinsel hayata ilişkin hikayenin iyi alınmasıdır. Hasta-doktor arasındaki bu konuşma sorunun tedavisinin temel taşıdır. Psiko-seksüel hikaye, fizik muayene ve bazı laboratuar testleri tanı için çoğunlukla yeterlidir. Özel durumlarda intrakavernöz enjeksiyon, penil Doppler ultrasonografi, NPT testi gibi ileri tanı yöntemleri gerekebilir.
Günümüzde ‘hedefe yönelik tanı ve tedavi’ yaklaşımı daha çok benimsenmektedir. Hedefe yönelik demek hastanın isteği doğrultusunda tanı için gerekli testlerin bir kısmının veya hepsinin yapılmasıdır. Iktidarsızlığın fiziksel kaynaklı olup olmadığını ve şiddetini yapılacak temel testlerle anlayabiliriz. Tedavi buna göre seçilebilir. Hasta sebebi bilmek istemeyip, sadece tedavi talep ettiğinde testlerin hepsinin yapılması gerekmemektedir.
Hastalık hikayesi, semptom skorlaması, fizik muayene, açlık kan şekeri, testosteron, kan yağlarının ölçümü mutlak yapılmalıdır. Bir de orta yaş ve üzerinde PSA yapılmalıdır.

Cinsel hikayenin büyük önemi vardır. Sorunun ne kadar zamandır devam ettiği, aniden veya uzun zaman içinde gelişip gelişmediği, sabah uyandığında peniste sertlik olup olmadığı, eşin soruna nasıl tepki verdiği, penisin yapısında bozukluk veya ağrı olup olmadığı sorularak sorunun psikolojik veya fiziksel kaynaklı oluşu ayırt edilebilir.

Kişinin kendi kendine doldurduğu cinsel işlev sorgulama formlarından en kullanışlı ve pratik olan 5 soruluk IIEF-5’tir.

Sertleşme sorunu düzeyinizi, Uluslararası Erektil Fonksiyon Tesi ile belirleyebilirsiniz. Testi indirmek için tıklayın.