İdrar Kaçırma

Her türlü idrar tutamama hali idrar kaçırma olarak tanımlanmaktadır ve kadınlarda görülme sıklığı %30–60 olarak belirtilmektedir. Erkeklerde ise idrar kaçırma daha nadir görülmekle birlikte %25’e varan oranlar bildirilmektedir.

İdrar kaçırma tipleri nelerdir?

Hasta tarafından yakınma olarak belirtilen idrar kaçırma tipleri şunlardır:

  • Stres idrar kaçırma: Efor, egzersiz, öksürük ya da hapşırıkla idrar kaçırma halidir.
  • Sıkışma idrar kaçırma: Aniden ortaya çıkan şiddetli idrar etme isteği ile idrar kaçırılmasıdır.
  • Karışık tipte idrar kaçırma: Sıkışma ve stres idrar kaçırma yakınmasının bir arada bulunmasıdır.
  • Uykuda idrar kaçırma (Enurezis nokturna): İdrar kaçırmanın uyuduktan sonra oluşmasıdır.
  • Devamlı idrar kaçırma: Farkına vararak veya varmadan devamlı idrar kaçırma olmasıdır.
  • Dolma-taşma tip idrar kaçırma: Mesane kasılma yetersizliği olanlarda idrarın damla damla kaçırılmasıdır.
  • Seyrek görülen idrar kaçırmalar: Cinsel ilişki sırasında ya da sadece gülerken idrar kaçırma olmasıdır.

İdrar kaçırma tiplerinden stres idrar kaçırma genellikle en sık görülen tiptir. Onu sırasıyla karışık tip ve aniden sıkışma ile birlikte seyreden tipler takip etmektedir.

İşeme nasıl gerçekleşir ve işeme bozuklukları nasıl oluşur?

Mesane ve uretradan (idrar çıkış borusu) oluşan alt üriner sistem, idrarı uygun his ve düşük basınçla depolar, yeterli ve uygun basınçla da dışarı atar. Bu sistemde anatomik, işlevsel veya sinirsel bir aksama işeme bozukluklarına yol açabilir.

Kadında idrar kaçırmanın potansiyel risk faktörleri nelerdir?

Yaş, doğum, diğer işeme yakınmalarının varlığı ve hastanın hareket kısıtlılığının bulunması en iyi ortaya konmuş risk faktörleridir.

Yaşla idrar kaçırma sıklığı artmakta ve bu artış özellikle ani sıkışma ile meydana gelen idrar kaçırma sıklığından kaynaklanmaktadır. Yaşlanma ile oluşan mesane ve pelvik yapılardaki değişiklikler yanında, şeker hastalığı gibi çeşitli metabolik hastalıklar da bu durumdan sorumlu olabilir. Doğum sürecinde adale ve bağ dokusundan oluşan pelvik dokulardaki zayıflama ve gerilme veya sinirlerde oluşabilecek hasarlar idrar kaçırmanın nedeni olarak tanımlanmaktadır. Sigara, menapoz, kronik öksürük, kabızlık, obesite ve geçirilmiş ürolojik cerrahilerin de diğer risk faktörleri olduğu ileri sürülmektedir. Hastanın kullandığı ilaçlar da önemlidir ve idrar kaçırmaya neden olabilecek ya da miktarını artırabilecek olan ilaçlar sorgulanmalı ve hastalar bu konuda bilgilendirilmelidir.

İşeme bozuklukları depolama veya boşaltım döneminde mesane ve mesane çıkımını ilgilendiren bozukluklar olarak sınıflandırılır. İdrar kaçırma çoğunlukla depolama dönemini ilgilendiren bir işeme bozukluğudur. İdrar depolama döneminde çeşitli sebeplerle mesane basınçlarının yüksek seyretmesi veya yine depolama döneminde mesane çıkımının kapalı kalamaması bir başka deyişle yetersiz olması idrar kaçırmaya neden olabilir.
Ayrıntılı bir sorgulama ve bu sorgulamayı takip eden fizik muayene başlangıç değerlendirmesinin en önemli bölümüdür. İdrar kaçırma miktarı ve şiddeti de ortaya konmalı, hastanın kendi günlük aktivitelerinin idrar kaçırma nedeniyle ne oranda kısıtlandığı ayrıntılı olarak sorgulanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, idrar kaçırma hayat kalitesini en çok etkileyen durumlardandır. Bu arada idrar kaçırma ile birlikte ağrı, idrarda kanama, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, diğer işeme bozuklukları, mesane veya diğer pelvik organların sarkması, idrar kaçırma veya diğer nedenlerle yapılan pelvik cerrahiler, nörolojik hastalıkların bulunması ileri tetkik gereken durumlardır.

İleri değerlendirme gereken bir durum olmadığında sorgulama ve fizik muayeneye ek olarak tam idrar tetkiki, idrar kültürü-antibiogram, işeme günlüğü ve işeme sonrası mesanede kalan idrar miktarının tayin edilmesi başlangıç değerlendirmesi için yapılması gereken tetkiklerdir.

Fizik muayene abdominal, vajinal ve kısıtlı da olsa nörolojik bir değerlendirmeyi içermelidir. Vajinal muayenede öksürürken idrar kaçırma olup olmadığı, organ sarkma durumu, pelvik taban adalelerinin yeterli kasılıp kasılmadığı ve varsa hormonal eksikliği derecesi belirlenmelidir.

Sorgulama, fizik muayene ve başlangıç değerlendirmesi ile ileri değerlendirme gereken bir risk faktörü bulunmuyorsa tedavi planlanabilir. Bu aşamada çoğunlukla bir depolama bozukluğu olan idrar kaçırmanın, mesane mi yoksa mesane çıkımını mı ilgilendirdiği konusunda karara varılmış olmalıdır.
Bu hastalarda ilk basamakta sorgulamada belirlenen ve değiştirilebilecek risk faktörleri ortadan kaldırılmaya çalışılır. Sıvı tüketim miktarı ve çeşidi, beslenme tipi ve tedavi edilmesi gereken metabolik bozuklukları varsa bunlar gözden geçirilir. Obezite açısından hasta değerlendirilir ve %5’den fazla kilo vermenin bu hastalarda idrar kaçırmada iyileşmeye yol açabileceği anlatılır. Daha sonra özellikle genç ve pelvik taban adaleleri yeterli kasılan hastalara idrar kontrolü için bu adaleleri nasıl kullanabilecekleri konusunda eğitim planlaması yapılabilir. Tüm bunlardan sonra 2. basamak yani ilaç tedavileri ile yakınmaların azaltılması için destek sağlanabilir. Ancak unutulmamalıdır ki ilaçlar kullanıldıkları sürede etki eder ve ilk basamak tedavilerle birlikte etkinliği artar.
Bu durumda ileri tetkik yani ürodinamik değerlendirme gerekebilir. Ürodinami, alt üriner sistemin basınç ölçümleri de yapılarak mesane ve mesane çıkışının işleyişini değerlendirme işlemidir. Bu sayede idrar kaçırma nedenini daha iyi değerlendirmek ve 3. basamak tedavi seçeneklerinden seçim yapma olanağı sağlanır. 3. basamak tedaviler olarak da mesane içine endoskopik yaklaşımla botulinum toksin enjeksiyonu veya sinir uyarı yöntemleri önerilebilir.
Mesane çıkım kaynaklı idrar kaçırmada da 1. basamak tedaviler hemen hemen benzerdir. İlaç tedavileri konusunda ise istenilen aşama kaydedilememiş olmasına rağmen yeni bir ilaç ülkemizde onay almıştır. Genelde mesane nedenli idrar kaçırma grubundan daha genç bir grubu ilgilendiren bu hastalarda, mesane çıkımını güçlendirici cerrahi girişimler oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Hastanın en fazla 24 saat hastanede kaldığı ve vajinal yoldan uygulanan bu operasyonlar ile idrar kaçırmanın engellenmesi yüksek olasılıktır.
Ülkemizde daha önce yapılan bir çalışmada bu oran %12 civarındadır. Bunun nedeni idrar kaçırmanın yaşlanma ile birlikte gelişen doğal bir süreç olduğu ve tedavisinin mümkün olmadığı şeklindeki inanıştır. Bunun yanında idrar kaçırmadan utanma da başvurunun bu denli az olmasına sebep olan diğer bir nedendir. Bu arada doğru tanı ve uygun tedavi yapılmamış hastalarda elde edilen başarısız tedaviler de bu oranı etkilemektedir.
Sonuç olarak idrar kaçırma hayat kalitesini çok etkileyen ve stres, sıkışma ve karışık idrar kaçırma tiplerinin sıklıkla görüldüğü bir hastalıktır. İyi bir değerlendirme ile nedeni belirlendikten sonra uygun yaklaşımlarla tedavisi büyük oranda mümkündür.