İktidarsızlık (Sertleşme Sorunu)

Cinsellikle ilgili fıkraların çokluğunu düşünürsek cinselliğin yaşamımızda ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu anlayabiliriz. Fiziksel ve zihinsel sağlığımız için gerekli olan cinselliğin hayat kalitemiz üzerine önemli etkisi vardır.

 

İktidarsızlık ya da sertleşme sorunu nedir?

İktidarsızlığın kelime anlamı ‘gücünü kaybetmek’ tir. Çok olumsuz bir ifade olan iktidarsızlık yerine bilimsel olarak da kabul gören doğru tanım ‘sertleşme sorunu’dur. Sertleşme sorunu bir erkeğin sürekli veya tekrarlayan biçimde, cinsel ilişki için yeterli sertliği sağlayamama veya sertliği sürdürememe durumudur.

Sertleşme sorunu sık görülen bir durum mudur?

Cinsel güce verilen önemden dolayı sertleşme sorunu yaşayan bir erkek bu durumu hemen kabullenip ortaya koyamamaktadır. Sorunun sadece kendilerinde bulunduğunu düşünmektedirler ve konuyu başkalarına veya doktora açmaktan çekinmektedirler. Bilimsel veriler erkeklerin yarısının hayatlarının herhangi bir döneminde en az bir kez hafif ya da şiddetli sertleşme sorunu yaşadığını göstermektedir. Yapılan çalışmalarda yaş ilerledikçe sertleşme sorununun sıklığının arttığını görmekteyiz. Ortalama olarak 40’lı yaşlarda %40, 50’li yaşlarda %50, 60’lı yaşlarda %60 sertleşme sorunu görülmektedir. Sertleşme sorunu bu kadar sık görülmesine karşın hepsi aynı şiddette değildir. Hafif, orta veya şiddetli olabilir. Örneğin Türkiye’de yapılan tarama çalışmasında 40-70 yaş arası sertleşme sorunu %69 oranında olmasına rağmen şiddetli sertleşme sorunu olan % 9-10’luk kısmıdır.

Bu kadar sık görülen sertleşme sorunu hastalar tarafından dile getiriliyor mu?

Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin ancak onda biri doktora başvurmaktadır. Bunun nedenleri araştırıldığında hastaların dörtte üçünün utanma nedeni ile, %70’inin sertleşme sorununun tıbbi bir sorun olarak görülmeyeceğini düşündüğünden, %68’inin ise bu konuyu konuşmanın doktoru rahatsız edeceğini düşündüğünden doktor ile bu konuyu konuşmadığını göstermiştir.

Sertleşme nasıl oluyor?

Sertleşmenin olabilmesi için cinsel isteğin olması gerekir. Cinsel isteği uyaran ise erkeklik hormonu olan testosterondur. Testosteron olmadan cinsel isteğimiz olmaz. Cinsel istekle birlikte uyarılma olmaktadır, yani peniste sertleşme olmaktadır. Sertleşmenin olması için penise giden sinirlerin normal olması ve çalışması, penis içinde kan damarlarının genişlemesi ve kanın dolduğu odacıkların düz kaslarının gevşemesi ve geriye dönen kanın peniste hapsolması gereklidir.

Cinsel uyarı olmadan gece uyku sırasında da sertleşme olmaktadır. Normal sağlıklı kişilerde gece uykusu sırasında rüyanın görüldüğü dönemde penise kan akımı artar ve sertleşme olur. Sistemin normal çalıştığını gösteren bir olaydır.

Sertleşme sorunu nelerden kaynaklanıyor?

1980’li yıllara kadar sertleşme sorununun çoğunlukla psikojenik (ruhsal) kaynaklı olduğu düşünülürdü. Ancak yapılan araştırmalarla sertleşmenin nasıl oluştuğu tam olarak anlaşıldığında sorunun çoğunlukla psikojenik olmadığı, organik (fiziksel) sebeplerin daha fazla olduğu görülmüştür. Yani, sertleşmenin olabilmesi için gerekli hormon, sinir, damar ve adale sisteminde meydana gelecek bozukluklar sertleşme sorununa yol açabilmektedir. Sorunun kaynağı sadece fiziksel olabileceği gibi, hem fiziksel hem de psikojenik olabilmektedir.

Cinsel organımızın normal yapısı nedir?

Peniste içi kanla dolan ve sertleşmeyi sağlayan yan yana iki silindir ve bunların altında yer alan içinden idrar yolunun geçtiği üçüncü bir silindir yapı vardır. Sıkça merak edilen konulardan birisi de normal ilişki için penis boyutunun ne olması gerektiğidir. Çoğunlukla bilgi eksikliği nedeni ile pek çok genç erkek penisinin boyutundan yakınarak psikolojik nedenlerle sertleşme sorunu yaşamaktadır. Gerçekte kadın vajeninin his algıladığı kısmı vajenin dış üçte birlik kısmıdır. Penis boyutu ne olursa olsun vajenin his algılayan kısmı ile temas etmemesi düşünülmemelidir. Bilimsel olarak sönük halde gerildiğinde penis boyu 9 cm altında ise fiziksel yetersizlikten söz edilebilir.

Cinsel ilişki sıklığı bakımından psikolojik olarak doğru miktar her iki kişiyi de mutlu edecek miktardır. Fiziksel olarak gençlerde sıklık serbest zaman ve enerji ile sınırlıdır. 30’lu yaşlarda haftada 2-3 kez ilişki normal kabul edilirken yaş ile birlikte bu sıklık haftada bire hatta 15 günde bire inecektir.

Psikolojik sebepler nasıl sertleşme sorunu yaratıyor?

Kişinin fiziksel yapısında yetersizlik olduğunu düşünmesi, cinsel bilgi eksikliği ve/veya deneyimsizlik, başarılı olamama korkusu, cinsel taciz veya yaralanma, ekonomik, ailevi sorunlar, depresyon gibi birçok durumda aralıklı olarak ya da devamlı biçimde sertleşme sorunu görülebilir. Bu kişiler fiziksel olarak sağlıklı olsalar da beyinde cinsel uyarı engellenmekte ve sorun ortaya çıkmaktadır.

Psikolojik sebepler en çok kimlerde görülüyor?

Türkiye’de cinsel eğitim eksiği çok fazla olduğundan genç erkeklerde daha fazla görüyoruz. Örneğin, balayı empotansı gibi ilk ilişkiyi kuramama durumunun altında başaramama korkusu, aşırı heyecan ve cinsel bilgi eksikliği yatabiliyor. Nadiren fiziksel neden saptanmakta ve tedavi için ne kadar erken başvurulursa başarı o kadar yüksek olmaktadır. Yaş ilerledikçe fiziksel nedenler daha fazla görülmektedir.

Fiziksel nedenler nelerdir?

Normal sertleşme için gerekli olan hormonlar, sinir sistemi, penisteki damar ve iç adale yapısı gibi sistem ve yapıların birinde ya da birkaçında bozukluk olduğunda sertleşme sorunu ortaya çıkar. En sık kalp-damar sistemi hastalıkları, diyabet (şeker hastalığı), yüksek tansiyon, depresyon hastalarında sertleşme sorunu görülmektedir. Kişide sertleşme sorununa bağlı olarak başka sorunlar da ortaya çıkabilmektedir. Örneğin; sinirsel gerginlik, öz güven kaybı, hayat kalitesinde azalma, insan ilişkilerinde olumsuz etki gibi.

Sertleşme sorunu için başvurmak ve araştırmak niçin önemlidir?

Öncelikle sertleşme sorununun nedenini aramak, altta yatan ve hasta tarafından bilinmeyen başka hastalıkların tanısını sağlayabilir. Bu özellikle önemlidir, çünkü sertleşme sorunu bir başka hastalığın ilk belirtisi olabilmektedir. Bunlar, yüksek kan yağları ve koroner damar hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet ve depresyondur.

Yüksek tansiyonu olanların %68’inde sertleşme sorunu olabilmektedir. Sertleşme sorunu olanların ise % 60’ında yüksek kan yağları, % 40’ında koroner damar tıkanıklığı, % 20’sinde diyabet ve % 11’inde depresyon görülmektedir.

Sertleşme sorunu yaratabilecek risk faktörleri var mı?

Öncelikle yaşlanma ile cinsel fonksiyonlarımız azalmaktadır, ancak sertleşme sorunu yaşlanmanın bir sonucu değildir. Yaşlanmanın yarattığı psikolojik durum olumsuzluk yaratabilir. Esas olarak kronik hastalıklardan olan yüksek tansiyon, diyabet, kalp damar hastalıkları ve depresyon risk faktörlerindendir. Sağlıksız yaşam koşulları, sigara kullanımı, stres ve alkol bağımlılığı diğer risk faktörlerindendir. Kullanılan bazı ilaçlar da sertleşme sorunu yaratabilir. Bunlardan bazıları, tansiyon düşürücüler (beta-blokerler, tiazid diüretikler) ve antidepresanlardır (SSRI).

Hastalıklara göre sertleşme sorunu yaşama riskimiz ne kadar artıyor?

Sağlıklı insanlarla kıyaslandığında, diyabet varsa 4 misli, prostat hastalığı varsa 3 misli, periferik damar hastalığı veya kalp hastalıklarında 2 misli ve yüksek tansiyon ve depresyonda iki misli risk artmaktadır.

Kalp-Damar hastalıkları nasıl sertleşme sorunu yaratır?

Kalp damar hastalığına yol açan sebepler arasında yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kan yağları, genetik yatkınlık sayılabilir. Özellikle yüksek tansiyon ve kan yağları damar cidarında kalınlaşma ve sertleşmeye yol açar. Penisin sertleşmesi için gerekli olan kan akışı böylece azalır. Sigara kullanımı, stres damar cidarlarını ve penis iç dokusunu kötü etkileyerek sertleşme bozukluğu yaratırlar.