Böbrek Kanseri

Böbrekler

Böbrek kanserleri, tüm kanserlerin yaklaşık %2-3’ünü oluşturan ve erken tanı ile olumlu sağ-kalım oranlarına sahip bir kanser grubudur. Üroonkoloji Derneği Böbrek ve Testis Tümörleri Alt Grubu tarafından hazırlanan bu bilgilendirme yazısının temel amacı böbrek kanseri hakkında hastaları bilgilendirmek, tedavi seçenekleri ve sonuçları konusunda aydınlatmaktır.

Erken tanı ve uygun tedavi ile böbrek kanseri şifa ile iyileşebilir. Erken tanı alan hastaların uzun süreli sağ-kalım oranları %70’in üzerinde olabilmektedir. Avrupa Üroloji Birliği’nin verilerine göre Avrupa Birliği sınırları içerisinde 2012 yılında 84400 yeni böbrek kanseri tanısı konulmuştur. Bu veriler bile ülkemizde böbrek kanserleri konusunda farkındalığı arttırmamız konusunda bizi uyarmaktadır.

Böbrekler, vücutta metabolizma sonrası oluşan zararlı maddeleri ve fazla suyu idrar yoluyla uzaklaştıran organlardır. Ayrıca birçok görevi bulunan böbreklerin kan basıncını (tansiyon) ayarlamada ve kan yapımında da önemli rolü bulunmaktadır.

Böbrek kanser nedir?

Kanser, insan vücudunda bir hücrenin normal fonksiyonları dışına çıkarak kontrolsüz ve düzensiz şekilde çoğalmasıyla meydana gelen, dokuları ve organları istila edebilen yapıların genel adıdır. Kanser hücreleri çoğunlukla ortaya çıktıkları organın normal fonksiyon gören hücrelerinden farklılaşmaları sonucu oluşur. Oluşum mekanizmaları çok çeşitli olabilen kanserlerin selim (iyi huylu) veya habis (kötü huylu) türleri bulunmaktadır.

Böbrek kanseri tüm kanserlerin %2-3’lük kısmını oluşturmaktadır. Sosyoekonomik gelişmişlik seviyesi yüksek olan ülkelerde görülme sıklıkları daha fazladır. Böbrek kanserlerinin en büyük kısmını ‘Renal Hücreli Kanser’ (RHK) oluşturmaktadır. Ayrıca böbrekte bulunan diğer hücrelerden köken alan farklı tür kanserler de bulunmaktadır. RHK böbrekte kanı süzen ve idrar oluşturan dokulardan köken alır. Böbrek kanseri boyutları arttıkça etrafında yer alan organlara (lenf bezleri, karaciğer, kalın barsak, pankreas vs.) yayılabilir. Ayrıca böbrek içerisinde bası etkisiyle de hasara sebep olabilir. Kanserin ana özelliği olan, diğer uzak organlara (kemik, beyin gibi) yayılım yapabilmesi durumu böbrek kanserleri için de geçerlidir.

Böbrek kanserinin belirtileri nelerdir?

Böbrek kanseri nasıl teşhis edilir?

Böbrek ameliyatı sonrası ek tedavi gerekir mi?

Tek böbrek ile yaşayabilir miyim?

Böbrek kanseri için risk faktörleri

Böbrek kanseri nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan çalışmalarda böbrek kanseri için bazı risk faktörleri saptanmıştır.

Tütün kullanımı en bilinen risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Sigara kullananlarda, böbrek kanseri için yaklaşık 1,5-2,5 kat artış tespit edilmiştir. Sigaranın bırakılması ile bu risk zamanla azalır.

Obezite risk faktörleri arasındadır. Vücut kitle indeksi (boy kilo oranı) arttıkça, böbrek kanseri olma ihtimalinin de arttığı tespit edilmiştir.

Hipertansiyon bir diğer risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Tedavi altında dahi olsa hipertansiyon hastalarının böbrek kanseri olma ihtimalinin azaltmadığı saptanmıştır.

Mesleki risk faktörü olarak metal, kimya, çelik, kurşun , petrol ve gemi sanayi çalışanları, triklor etilen gibi aromatik hidrokarbonlar, asbest ve kadmiyum gibi kanserojen maddelere uzun süreli maruziyet ile böbrek kanseri riski artmaktadır.

Günlük beslenmenin böbrek kanseri üzerine etkileri konusunda araştırmalar bulunmaktadır. Protein ve serbest yağ asitlerinden zengin, sebze ve meyveden fakir beslenme risk faktörü olabilir.

Ayrıca böbrek yetmezliğine bağlı hemodiyaliz hastalarında ve ailesinde böbrek kanseri hikayesi olan hastalarda genetik faktörlere bağlı böbrek kanseri olasılığı artmaktadır.

Tüm bu risk gruplarında bulunan hastaların gerekli danışmanlığı almaları, muayene ve tetkiklerini yaptırmak üzere bir üroloji doktoruna başvurmaları önerilir.

Böbrek Kanseri Hakkında Merak Ettikleriniz

Böbrek kanseri, genellikle ileri evrelere gelene kadar bir göstermezler. Geç ortaya çıkan bu belirtiler sıklıkla karında kitle, kilo kaybı ve idrarda kanamadır. Son yıllarda görüntüleme tetkiklerindeki gelişme sayesinde erken evrelerde ve şikayet oluşturmadan tanı konulmaya başlanmıştır. Yeni tanı konmuş hastaların çok az bir kısmında sırt ağrısı, idrarda kanama veya paraneoplastik hastalık olarak bilinen ateş, kilo kaybı, tansiyon yüksekliği ve diğer organlarda fonksiyon bozukluğu (karaciğer veya kemik iliği vb.) belirtileri ortaya çıkar. Ayrıca vücuda hastalığın yayıldığını düşündürebilecek; kuru öksürük, anemi ve kemik ağrıları bulguları da gözlenebilir.
Böbrek kanseri biyopsi veya ameliyat sonrası mikroskobik yapılarına göre patolojik olarak selim veya habis olarak gruplandırılır. Bu bilgilendirme dokümanı temel olarak habis kanserleri anlatmaktadır. Habis kanserler içerisinde kanser davranışı (yayılım, ilerleme tedavi direnci gibi) farklılık gösteren çeşitli alt tipler bulunmaktadır. Bunlardan en sık görülen BHK 4 alt gruba ayrılmaktadır (1. Berrak hücreli BHK, 2. Papiller BHK, 3.Kromofob BHK ve 4. Toplayıcı kanal BHK). Alt grup içerisinde en sık görülen tip berrak hücreli BHK tipidir. Özellikle papiller ve kromofob BHK tiplerinde hastalığın seyri berrak hücreli BHK tipine göre daha iyidir.

Böbrek kanserlerinde histopatolojik değerlendirmede bir başka önemli sınıflama ise kanser hücrelerinin çekirdek dereceleridir. Çekirdek derecesi histopatolojik kanser grupları gibi mikroskobik olarak değerlendirilir. Bu amaçla en sık Fuhrman çekirdek derecelendirme (FÇD) sistemi kullanılmaktadır.

Biyopsi veya ameliyat sonrası yapılan mikroskobik değerlendirme de hastalık hem kanser sınıfı hem de çekirdek derecesi ile birlikte raporlanır (Örn: Böbrek hücreli kanser, berrak hücreli tip, Fuhrman derece 3).

Gelişen görüntüleme ve tedavi teknikleri ile birlikte günümüzde tüm kanserlerde evreleme uluslararası mutabakat ile sağlanan TNM sistemi ile yapılmaktadır.

Radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılarak yapılan tedavi öncesi evreleme hasta cerrahiye uygun ise tedavi sonrası kesinleştirilir. TNM evrelemesi tedavi planı, tedavi sonrası takip ve hastalığın gidişatı konusunda yardımcı bir araç araçtır.

Evrelemede;

  • T (T1-4) kanserli dokunun bulunduğu organ ve yakın çevresi,
  • N (N0-N1) lenf düğümleri ve
  • M (M0-1) ise uzak organlar ile olan ilişkisini anlatmaktadır.

T1, T2 evresi böbrek sınırları içerisinde büyümüş kanseri boyutlarına göre sınıflandırmaktadır.

T3 kanserin böbrek toplar damarı ya da böbreğin hemen çevresindeki yağlı dokuya yayılımını anlatmaktadır.

T4 kanserin böbrekten uzakta bulunan yağlı doku içerisine veya aynı tarafta bulunan böbrek üstü bezine yayılımını anlatmaktadır.

Parsiyel nefrektomi yönteminde böbrek kanseri, çevresinde güvenlik amacıyla belirli bir sınırda normal böbrek dokusu ile beraber çıkarılır. Amaç kanser tarafından etkilenen böbrek kısmını çıkarmak ve mümkün olan en fazla miktarda sağlıklı böbrek dokusu bırakmaktır. Bu yöntem ile kalan sağlam böbrek dokusu sayesinde böbrek çalışmaya devam eder. Çalışan 2 böbrek sahibi olmanın faydası cerrahi sonrası böbrek fonksiyonlarınıza ve genel sağlınıza katkıda bulunmasıdır. Cerrahiden 5 yıl sonra hastaların %95’ten fazlası kanserden arınmış olur.

Parsiyel nefrektomi kanserin boyutuna, yerine, diğer böbreğin çalışma durumuna ve hastanın genel durumuna bakılarak karar verilmesi gereken yöntemdir. Eğer kanserin tümünü çıkarmak ve böbrekte sağlam kısım bırakmak mümkün değil ise bu yöntemi uygulamak mümkün olmayacaktır. Bu yöntem açık veya laparoskopik olarak uygulanabilmektedir. Açık nefrektomi, parsiyel nefrektomi için önerilen standart tedavi şeklidir.

Ameliyat genel anestezi altında, kanserin tarafına ve boyutuna bağlı olarak sırt üstü veya yan yatar pozisyonda uygulanır. Öncelikle kanserin kesin yeri belirlenir. Cerrahi sırasında kan kaybını azaltmak için böbreğe giden kan akımı renal atar damar klempi kullanılarak durdurulur. Kan akımı durdurulan böbrekte oluşan hasarı azaltmak için böbrek buz parçaları ile soğutulabilir. Tümör çıkarıldıktan sonra doktorunuz oluşan kesiği dikiş veya yara kapama materyali ile kapatır. Ameliyat esnasında kan kaybı fazla olursa kan nakli gerekebilir.

Hastalar genellikle hastaneden cerrahiden 3 ile 7 gün sonra çıkartılırlar. Açık cerrahi sonrası birkaç hafta boyunca ameliyat tarafında ağrı olabilir. Cerrahiden sonraki 4-6 hafta içinde günlük 1-2 litre sıvı tüketilmesi, 5 kilodan ağır yük kaldırılmaması, ağır egzersiz yapılmaması, danışılmadan ilaç alınmaması önerilmektedir. Ateş, idrarda kan, aşırı kan kaybı ve ağrı olması durumunda hastaneye başvurmak gerekmektedir.

Radikal nefrektomi lokalize böbrek kanseri için sık tercih edilen cerrahi tedavi seçeneğidir. Amaç böbreğin tümünü ve etrafındaki yağlı dokuyu çıkarmaktır. Bu cerrahi kanseri çıkarıp geride böbrek dokusu bırakmanın mümkün olmadığı durumlarda yapılır. Genellikle evre 2 böbrek kanserleri veya parsiyel nekreftominin uygun olmadığı evre 1 kanserler için önerilir. Genellikle büyük sorunlar ortaya çıkmadan tek fonksiyonel böbrek ile yaşanabilir. Tek böbrekli kaldığınız için kronik böbrek yetmezliği (hemodiyaliz hastası olma) riski artmıştır. Azalmış böbrek fonksiyonu kalp ve damar hastalıkları için bir risk faktörüdür. Cerrahiden 5 yıl sonra %90 civarı hastada hastalık nüksü görülmez.

Ameliyat genel anestezi altında, kanserin tarafına ve boyutuna bağlı olarak sırt üstü veya yan yatar pozisyonda uygulanır. Kanserin ameliyat sırasında yayılımını önlemek için böbrek ve etrafını saran koruyucu yağ tabakası birlikte tutulur. Daha sonra böbrek atar ve toplar damarı ile üreter (böbrek ve mesane arası idrar taşıyan yapı) böbrekten dikkatlice ayrıldıktan sonra böbrek çıkartılır.

Bu yöntem açık veya laparoskopik olarak uygulanabilmektedir. Açık radikal nefrektomi bazı tıbbi durumlarda ve laparoskopik cerrahinin olmadığı durumlarda önerilebilir. Açık radikal nefrektomi için cerrah böbrek ve kansere ulaşmak için karın duvarını keser. Laparoskopik cerrahiye kıyasla daha uzun iyileşme dönemi vardır. Cerrahi sonrası ağrı ve ameliyata bağlı oluşan sorun (komplikasyon) riski laparoskopiye kıyasla fazladır. Böbrek kanserin radikal nefrektomi ile çıkarılmasında açık veya laparoskopik cerrahi benzer etkinliğe sahiptir.

Hastalar genellikle hastaneden cerrahiden 3 ile 7 gün sonra çıkartılırlar. Açık cerrahi sonrası birkaç hafta boyunca ameliyat tarafında ağrı olabilir. Cerrahiden sonraki 4-6 hafta içinde günlük 1-2 litre sıvı tüketilmesi, 5 kilodan ağır yük kaldırılmaması, ağır egzersiz yapılmaması, danışılmadan ilaç alınmaması önerilmektedir. Ateş, aşırı kan kaybı ve ağrı olması durumunda hastaneye başvurmak gerekmektedir. Böbrek kanseri için radikal nefrektomi sonrası düzenli takip yapılmalıdır.

Yukarıda ayrıntılı olarak anlatılan parsiyel ve radikal nefrektomi ameliyatları açık veya laparoskopik olarak gerçekleştirilebilir. Laparoskopik cerrahi robot yardımlı da yapılabilir. Hastaların hepsi cerrahi tedavi için uygun olmayabilir. Cerrahi tedaviye uygun olmayan bu hastalarda ablasyon tedavisi adı verilen bir yöntem iyi bir alternatif olabilir. Burada amaç kanserli dokuyu ısıtarak-radyofrekans ablasyon (RFA) veya dondurarak (kriyoterapi) kanser hücrelerinin öldürülmesidir.
Laparoskopik parsiyel veya radikal nefrektomi organ ve dokulara daha az zarar veren bir cerrahi tekniktir. Hasta genel anestezi ile uyutularak, karnın içine veya böğür bölgesine 3-4 adet 5-12 mm büyüklüğünde kesi yapılarak ameliyatta kullanılacak aletlerin geçişi için tüpler (port) yerleştirilir.

Robotik cerrahi, laparoskopik cerrahi ile aynı temellere dayanır. Robot kolları hasta yanında, doktor ameliyathanedeki bir kontrol panelinden, hastaya yerleştirilen laporoskopi benzeri cerrahi aletleri kullanarak nefrektomi operasyonunu yapar. Robotik sistemin avantajı cerraha ameliyat sırasında, laporoskopiye göre daha geniş ve üç-boyutlu (3D) görüntü ve aletlerin kullanımında daha kolay hareket imkanı sağlamasıdır.

Laparoskopik ve robotik cerrahi, açık cerrahiye kıyasla daha çabuk iyileşme sağlar. Ayrıca yara yeri ağrısı ve kanama daha az görülür. Robotik cerrahi teknik donanım nedeniyle maliyet olarak dezavantajlıdır. Teknik zahmetlidir ve doktorunuzun bu tür cerrahi işlemlerde tecrübeli olması gerekir. Uygun hastalarda açık ve laparoskopik cerrahi benzer etkinliğe sahip olarak bulunmuştur.

Bu teknik yüksek frekanslı radyo dalgalarının üretilmesinden açığa çıkan ısı ile, kanser hücrelerini öldürülmesi esasına dayanır. RFA’da ciltten böbrekteki kansere USG veya BT eşliğinde elektrot iğneler yerleştirilir. Radyo dalgaları iğne üzerinden kanser hücrelerine gönderilerek kanser hücrelerinin öldürülmesi sağlanır. Bu işlem genelde lokal anestezi ile yapılsa da, genel anestezi altında da uygulanabilir. Bazı durumlarda açık veya laparoskopik cerrahi sırasında da RFA uygulanabilir.

RFA özellikle ameliyata, ek hastalıklar nedeniyle anestezi verilmesi uygun olmayan, böbrek yüzeyinde küçük boyutlu (4 cm) kanseri olan hastalarda uygulanır. Açık cerrahiye oranla daha az yan etki görülür. İşlem sonrası ağrı ve iğne giriş bölgelerinde hissizlik, böbrek çevresi ve idrarda kanama olabilir.

RFA tedavisinde kanserin nüks etme riski olsa da, diğer tedaviler uygulanamayan, seçilmiş hasta grubunda etkili bir tedavi yöntemidir. Nüks durumunda RFA tedavisinin tekrarı gerekebilir. Kanserin tekrar etme riskini en aza indirmek için, doktorunuzun önerdiği takip şemasına uymanız gerekir.

Böbrek kanser hücrelerini dondurarak öldürme tekniğine kriyoterapi denir. RFA tekniğinde olduğu gibi ciltten böbrek kanser hücrelerine, ultrason veya bilgisayarlı BT eşliğinde iğneler yerleştirilir. İğne içinden çoğunlukla nitrojen veya argon gibi sıvılaştırılmış gaz verilerek kanser hücreleri dondurulur. İşlem sırasında genellikle lokal anestezi tercih edilir. Bu teknik genel anestezi alması riskli ve küçük boyutlu (4 cm) kanseri olan hastalarda etkinlikle uygulanır.

Ameliyat sırasında böbrek içinde ve çevresinde kanama görülebilir. Ayrıca böbrek çevresindeki organ ve dokular soğuktan etkilenebilir. Kriyoterapi küçük böbrek kanserleri için etkin ve güvenli tedavi yöntemidir, ancak işlem sonrası geride kanser hücreleri kalma riski vardır. Böyle durumlarda kriyoterapi tedavisinin tekrarı gerekebilir. Riskleri en aza indirmek için, doktorunuzun önerdiği takip şemasına uymanız önemlidir.

Ameliyat öncesi doktorunuza hastalığınız ile ilgili her türlü soruyu sormaktan çekinmeyin. Yapılacak ameliyatı bilmek ve anlamak, ameliyat sonrası iyileşme sürecinde sizin endişelerinizi gidermek açısından çok yararlı olacaktır. Ameliyattan 6-8 saat önce sıvı ve gıda alımı kesilmeli, ek hastalıklar için kullandığınız ilaçlarınızın alımı tekrar düzenlenmelidir.

Ameliyat sonrası dönemde yara yerinin iyileşmesi ve ağrılarınızın geçmesi zaman alacaktır. Bu sürede size verilen ilaçları kullanmalı, ağır hareketler yapmaktan kaçınmalı, dinlenmeli, düzenli beslenip sıvı alımını ihmal etmemelisiniz. Eğer herhangi bir rahatsızlık hissederseniz doktorunuza danışmaktan çekinmeyin. Özellikle size önerilen takip şemalarına uymanız, hastalığınızın kontrolü açısından çok önemlidir.

Günümüzde, gittikçe artan sıklıkla, böbrek kanseri tanısı konulan hastalarda tanı anında kanserli doku boyutu 4 cm veya altında olabilmektedir. Bu kanserlere genel bir tanım olarak “Küçük Böbrek Tümörü” adı verilir. Küçük böbrek tümörü olan hastaların önemli bir kısmında hastanın tümör ile ilgili bir şikâyeti yoktur. Bu tümörlerin %15 ile %30 kadarı iyi huylu olabilir.

Böbreğe sınırlı kanserin standart tedavisi ameliyatla tümörün çıkarılması olsa da, özellikle ileri yaş ve eşlik eden diğer ciddi hastalıklar nedeniyle anestezi ve cerrahi girişimin çok riskli olduğu hastalarda, ameliyat en iyi seçenek olmayabilir. Bu gibi durumlarda tümörü bir süre takip etmek te uygun olabilir.

Takip öncesinde genellikle tümörden iğne biyopsisi yapılır ve tümör belirli aralıklarla yapılan görüntüleme yöntemleriyle izlenir. Bu uygulamaya “Aktif İzlem” denilir. Aktif izlem sırasında tümörün büyüdüğü veya vücuda yayılma riski olduğu anlaşılırsa ileri tedavi gerekebilir. İleri tedavi tümörün ablasyonu veya ameliyatla çıkarılması şeklinde olabilir.

Böbrek kanseri diğer iç organlara (akciğer, karaciğer vb.) veya uzak lenf bezlerine yayılım (metastaz) yapabilmektedir, bu durum metastatik böbrek kanseri olarak adlandırılır. Doktorunuz bu durumun tedavisi için size genellikle hedefe yönelik tedavi olarak da bilinen anti-anjiyojenik tedavi ile kombine şekilde ameliyat (sitoredüktif nefrektomi) önerebilir.

Nadir bazı durumlarda bir başka tedavi seçeneği olan immunoterapiden faydalanılabilir. Radyoterapi (ışın tedavisi) sadece bazı metastazlara bağlı ortaya çıkan yakınmaların azaltılması amacıyla yardımcı olarak kullanılabilmektedir. Hastalığın temel tedavisi için kullanılamaz.

Hastalık diğer organlara yayılmış olsa da ameliyata elverişli olan hastalarda yaşam süresini uzatmak ve hastanın yakınmalarını azaltmak için kanserli böbreğin çıkarılması önerilir Standart olarak açık cerrahi yöntem tercih edilir, uygun hastalarda laparoskopik yöntem de tercih edilebilir. Kanserli böbreğe ulaşıldıktan sonra çevre organlar kontrol edilir, gerekli durumlarda dalak, karaciğer, pankreas veya barsak gibi organların bir kısmı çıkarılabilir. Ameliyat öncesinde doktorunuz ameliyat hazırlığı konusunda detaylı bilgi verecektir.
Kanserli hücreleri besleyen ve büyümesini sağlayan yeni kan damarı oluşumunu engelleyen ve bugün için en sık tercih edilen ilaçlardır. Farklı ilaçlar kanser oluşumu ve ilerlemesine neden olan etkenleri hedef alarak bu etkiyi gösterir. Sık kullanılan ajanlar sunitinib, sorafenib, pazopanib, axitinib, tivozanib, bevacizumab, temsirolimus ve everolimustur.

Kişisel ve kansere bağlı özellikler göz önünde bulundurularak uygun ilaç doktorunuz tarafından belirlenecek ve uygun tedavi şeması verilecektir. Bunların çoğu ağızdan alınabilen haplardan oluşan tedavilerdir.

Sık gözlenen yan etkiler; halsizlik, bitkinlik, kas-eklem ağrıları, bulantı-kusma, ishal, kabızlık gibi sindirim sistemi yakınmaları, kan basıncında yükselme, cinsel fonksiyon bozuklukları, tiroid fonksiyon bozuklukları ve buna bağlı belirtiler, el ve ayaklarda şişlik, pıhtı oluşumuna yatkınlık sonucu kalp krizi ve felç riski, ciltte kızarıklık, kuruluk ve kaşıntı, el-ayak parmaklarında uyuşma ve karıncalanma, el-ayak sendromu denilen avuç içi ve ayak tabanında kabarcık ve kızarıklıklar ve kan hücrelerinin sayısında düşme sonucu enfeksiyonlara yatkınlık, halsizlik ve yorgunluk, burun ve diş eti kanamaları, kol ve bacak derisinde peteşi denilen küçük kanama odaklarına neden olabilir.

Bu gibi durumlarda doktorunuzla iletişime geçmeniz önerilir.

Vücudun kanser hücreleriyle mücadele edebilmesi için bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere verilen genel isimdir. Hedefe yönelik tedavilerin keşfi öncesinde kullanılmakta idi. Hastanın genel durumunun uygun olması halinde nadiren kullanılmaktadır. Böbrek kanserlerinde bu tedavi için kullanılan iki ilaç İnterferon-alfa (IFN-α) ve İnterlökin-2’dir (IL-2). Bu ilaç belirli tedavi şemalarına uyularak deri altı enjeksiyon yöntemi ile uygulanır. Sık görülen yan etkiler halsizlik, ateş, üşüme-titreme, kas-eklem ağrıları gibi grip benzeri tablodur ve enjeksiyon sonrası erken dönemde görülür. Bunun dışında bulantı-kusma, ishal ve tat değişiklikleri gibi sindirim sistemi ile ilgili yan etkiler ve tedavi şeması ilerledikçe vücudun kan hücreleri sayısında düşme gözlenebilir. Bu durum enfeksiyonlara yatkınlık, halsizlik ve yorgunluk, burun ve diş eti kanamaları, kol ve bacak derisinde peteşi denilen küçük kanama odaklarına neden olabilir. Bu gibi durumlarda doktorunuzla iletişime geçmeniz önerilir.
Çoklu ilaç direnci nedeni ile böbrek kanseri geleneksel kemoterapi ilaçlarına iyi yanıt vermez ve kemoterapi dirençli kanserler arasındadır. Bu nedenle böbrek kanseri tedavisinde kemoterapinin tedavi de yeri yoktur.
Böbrek kanserleri genel olarak radyoterapiye (ışın tedavisi) iyi yanıt vermezler ve bu nedenle böbrek kanserlerinde radyoterapinin yeri yalnızca cerrahi ile çıkarılamayacak olan kansere veya metastazlarına bağlı olarak gelişen yakınmaların giderilmesine yöneliktir.
Böbrek kanseri tedavisi sırasında ve sonrasında beslenme, yaşam tarzı değişiklikleri önemlidir. Dengeli ve yeterli beslenme ile birlikte gerekli kalorinin ve proteinin alınması kilo ve güç kaybının önlenmesi açısından gereklidir.

Bol sebze, meyve tüketin ayrıca süt, et, balık, yumurta gibi hayvansal protein içeren veya baklagiller ile dengeli bir diyetle beslenmeye çalışın.

Bunun yanı sıra nişasta içeren ekmek, patates, pirinç veya makarna da diyetinizde bulundurmaya dikkat ederken şeker, tuz ve yağlı gıdaları az tüketmeye çalışın.

Eğer sigara içiyorsanız bırakmanız ameliyat öncesi ve sonrasında iyileşmeniz ve sağlığınız açısından önemlidir.

Beslenmenizi yeterince planlayamıyorsanız, iştah kaybınız varsa ya da bulantı, kusma, ağız yarası gibi şikâyetleriniz mevcutsa doktorunuza başvurunuz ve bir diyetisyenin önerilerini mutlaka isteyin.

Enfeksiyonlardan korunmak için, ağzınızı ve dişlerinizi temiz tutmanız çok önemlidir. Bunun için dişlerinizi günde iki defa yumuşak bir diş fırçası ile fırçalayın.

Yaşam tarzınızı devam ettirmeniz ya da değiştirmeniz önemlidir. Eğer egzersiz yapmıyorsanız düzenli fiziki egzersiz yapmaya çalışın. Sevdiğiniz bir aktiviteniz olsun ve düzenli olarak yapın. Size enerji veren şeylere öncelik verin, bulaşık yıkama, temizlik yapma veya bahçe işleri gibi işleri gerektiğinde yardım alarak yapmaya çalışın, gün içinde birkaç kez kısa uyku molaları verin, olabildiğiniz kadar aktif bir yaşam sürmeye çalışın.

Her gün yapacağınız kısa düzenli yürüyüşler haftada bir yapılan uzun yürüyüşten daha iyidir. Gezi gibi sosyal aktiviteler planlayınız ancak, gün içinde dinlenme ihtiyacı duyabileceğinizi unutmayınız.

Yaşınıza ve genel durumunuza uygun aktiviteler konusunda doktorunuzdan sizi bir fizyoterapiste yönlendirmesini isteyin. Siz ve yakınlarınız geleceğiniz, aileniz, meslek ve günlük aktivitelerini yapıp yapamayacağınız gibi birçok endişeye zaman zaman kapılabilirsiniz. Bu durumda konuşacak birilerine ihtiyaç duyarsanız doktorunuzdan psikolojik destek isteyebilirsiniz. Ayrıca sağlık kurumlarından da destek alabilirsiniz.

Normal yaşantınıza veya işinize geri dönmekte zorlanıyorsanız doktorunuzla konuşun. İhtiyaç duyduğunuz destek ve tedaviyi bulmada size yardım edebilirler.

Cerrahi ve kanser tedavisi cinsel hayatinizi da etkileyebilir. Partnerinizle duygularınızı konuşmanız önemlidir. Cinsel hayatınızla ilgili her türlü sorunu mutlaka doktorunuzla paylaşınız.